Sosyal Medya Kullanımında Sınırlar Zorlanmamalı…

Sosyal Medya Kullanımında Sınırlar Zorlanmamalı…

Sosyal ağlar, var olan kitle iletişim araçlarının neredeyse tümünün yerine geçerek, yirmi birinci yüzyılda toplumu ve bireyi en çok etkileyen etmen durumuna yükselmiş, ikna oranı ve erişilebilirliği ile bireyin de toplumun da odak noktası haline gelmiştir (Büyükaslan ve Kırık, 2013:228). Sosyal ağların sağladığı sınırsız erişim sayesinde bireylerin yaşamı daha iyi algıladığı, nelerden hoşlanıp nelerden uzaklaşmak istediklerini daha iyi belirleyebildikleri görülmüştür. Bireylerin artık zamanlarını nasıl değerlendirmek istedikleri belirlenmiş, fiziksel olarak ortaya çıkan yalnızlık kavramına karşılık, bir ağa dahil olmak gibi temel kavramlar önem kazanmıştır. Bunun yanında sosyal ağların bireysel düşünceleri, var olan durumları ve olguları kavrayışları ne derecede etkilediği de tartışma konusudur.

Sosyal medyayı nasıl kontrol altına alacağımız konusuna da gelecek olursak; sosyal medyayı tümüyle yok saymak demek, her şeyden soyutlanmak demektir. Günlük yaşamımızda, bir taraftan kendi işimizi yaparken bir taraftan açık olan sekmelere, bildirimlere, gelen iletilere anında yetişmeye çalışıyoruz. Aynı anda iki işe birden odaklanıyor ve işe döndüğümüzde konsantrasyon sıkıntısı yaşıyoruz. Bu nedenden dolayı da zaman kaybetmiş oluyoruz. Facebook, Twitter, Instagram, Vine… Günde kaç saatimiz bu mecralarda geçiyor? Sözde sadece bir göz atıyoruz. Sosyal medyanın kendisi olmasa bile, bu uçsuz bucaksız ortamda geçirilen zaman akıl almaz boyutlara ulaşmış durumda. Bu zamanın çoğu da faydalı bir şey yapmaktan ziyade, bir fikir dahi üretmeden geçip gidiyor.

Eskiden sadece kendi yakınımızdaki insanları görüyorduk. Tarih boyunca da kişilerin etkileşim içerisinde olduğu olaylar ve insanlar belirli sayı ile sınırlı kalmıştır. Modern toplumda ise bu gelenek yıkılmıştır. Ne yaptığımızla sadece ailemiz ya da en yakınlarımız ilgilenmiyor. Takipçilerimiz de hayatımıza dahil olabiliyor. Daha önce konuşabileceğimiz insanlar bize yakın kişilerken şimdilerde ise dünya üzerinde interneti kullanan milyarlarca insan ile birlikte yaşıyoruz. Online hesaplarına yüklenen bilgilerin kontrolsüz bir şekilde artması durumunda gelecekte insanlar, birtakım sorunlarla yüz yüze kalacaklardır. Günümüzde de bunun birçok örneği verilebilir. Kıskançlık krizleri, aldatmalar, yalan hesaplar ve daha bir sürü şey kişilerin boşanma aşamasına gelmesine yol açmaktadır. Bu gibi birçok sorunun birikip toplumu derinden etkilemeye başlamadan önce bir takım önlemler alınmalı ve sosyal medya kullanımı konusunda halk eğitilmelidir.

  • Öncelikle online hayatı içselleştirmemeliyiz. Başkalarının hayatlarına dair internet ortamı üzerinde gördüklerimizin tüm gerçekliği ifade etmediğini aklımızda tutmak gerekir. İnsanlar yaşadığı sorunları bizim görebileceğimiz şekilde paylaşmaz. Bunun yerine sadece mutlu olduğunu ve hayalini kurduğu hayatı herkese açık, online, olarak kullanacaktır. Tatil yapıyor olarak gördüğümüz, sürekli güzel yemekler yiyerek arkadaşlarıyla hoş zaman geçirerek, sorunsuz bir iş hayatı, sorunsuz aile ve arkadaşlık ilişkisine sahip olduğunu düşünürüz. Herkes gibi onların da sorunlar yaşadıklarını bilerek, herkes hep çok mutlu ben ise bu kadar mutlu olamıyorum gibi kalıplardan kurtulmak bireysel olarak kendimizi kontrol altına almamıza yardımcı olacaktır. Teknoloji ve toplumun gelişimine ayak uydurarak başkalarının hayatlarını kendi hayatımızın üstünde tutmadan kendi yaşantımıza odaklanmak ve kendi yaşantımızı güzelleştirmeye çalışmak öncelikli hedefimiz olmalıdır.
  • Akıllı telefonlarımızda bildirimleri kapatıp, dünyada ve çevremizde olup biten her şeyden biz istediğimizde haberdar olmayı seçebiliriz. Sonuçta zihnimizi biz kontrol ediyoruz ama tamamıyla zihnimize hükmetmek elimizde değil. Sosyal medyayı, hayatımızın merkezinden çıkarmalıyız ve farklı uğraş alanlarına yönelmeliyiz. Facebook, Twitter, Instagram gibi birçok sosyal ağ kendine özgü farklı nitelikler taşımaktadır. Örneğin Instagram fotoğraf paylaşma ağı olarak yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Bunlar gibi birçok sosyal ağdan gelebilecek bildirimleri kapatmak zaman kaybını önleyecektir. İş zamanında telefona farklı ağlardan gelen bildirimlere ister istemez bakılır. O neymiş, bu neymiş derken saatlerce zaman geçirilir. Bildirimleri kapatmak kesin çözüm olmasa da en azından her zaman aktif bir şekilde sosyal medya kullanılmaz, zamandan tasarruf edilir.
  • Almanya’da yürürlüğe giren bir yasa uyarınca, sosyal medya kuruluşlarına, sitelerinde suç unsuru taşıyan paylaşımlar, nefret söylemleri, sahte haberler görüldüğünde bu kuruluşlara söz konusu medyanın yayından kaldırılması uyarısı yapılmaktadır. İlgili kuruluş, 24 saat içinde bu paylaşımları silmemesi durumunda 50 milyon Euro’ya kadar para cezasına çarptırılabilmektedir.Türkiye’de de benzer bir yasanın uygulanması halinde sosyal medyayı kontrol altına alma çabalarına katkıda bulunabilecektir.
  • Aile, akrabalık ve komşu bağlarının arttırılması gerekmektedir. Kırsaldan büyük kente gelen insanların bir anda alışık oldukları çevrelerinden soyutlanmaları, akraba ilişkilerinden uzak kalmaları onları iyice yalnızlaştırmaktadır. Kent yaşamının verdiği yalnızlık, çaresizlik duygusu kişileri, tek avuntu kaynağı olarak sosyal medyada zaman geçirmeye yönlendirmektedir. Kişileri bu yalnızlık duygusundan kurtarmak amacıyla farklı etkinlikler yapılabilir. Mesela bir apartman yöneticisinin haftada bir gün herkesin katılabileceği uygun saatte etkinlik düzenlemesi, bireylerin katılımına teşvik etmesi komşuluk ilişkilerini geliştirebilir.
  • Devlet veya özel kurumlarda mesai saatleri içinde telefon kullanımının yasaklanması ve bunun denetlenmesi bireyin sosyal medyaya katılım oranını azaltabilir. İnsanın arzu ve istekleri sınırsızdır, doyurulması imkansızdır. Toplumsal düzenin sağlanabilmesi için sosyal medya kullanımını sınırlandırılması gerekir. Kontrol zayıfladığında, ahlaki ve siyasi kısıtlamalar ortadan kalktığında kuralsızlık baş gösterir ve toplumu felakete götürür.
  • Sosyal medya insanlara gönüllü mahremiyet ihlalleri yapılmasına uygun  zemin sağlar. Mahremiyetlerin ifşası halinde ünlü olma, beğenilme, tatmin vb. Daha çok kişi tarafından beğenilmek, takip edilmek, statü sağlamakta fakat takipçileri de tatmin etmek için çeşitli stratejiler gerekmektedir. (Büyükaslan ve Kırık, 2013:126) Toplumdan topluma, kişiden kişiye değişen anlamlar yüklenen mahremiyet kavramı sosyal medyanın ortaya çıkmasından sonra en önemli özelliği olan gizlilikten soyutlanmıştır. Sosyal medya kullanıcısı bireyler, oldukları gibi değil de olmak istedikleri gibi davranmaya başlayınca mahremiyetlerini koruyamama ve ifşa etme gibi gerçeklerle karşı karşıya kalmaktadır.
  • Sosyal medya paylaşımlarında sansür ve kısıtlama olduğu zaman kamuoyunda oldukça sert tepkiler ortaya çıkmaktadır. Sosyal medyayı hem bir iletişim mecrası olarak kullanmak hem de olup bitenlere müdahale etmek için yepyeni bir alan olarak tanımlamak mümkündür. Bugün sosyal medyanın önemini inkar etmek olanaksızdır. Sürdürülen ilişkilerin etkilerini anında ölçebildiğimiz bir mecradır. Bütün bunların yanında zararlarını da görmek esastır. Kurum açısından düşünecek olursak olası kriz durumunu atlatmak sancılı bir süreci gerektirecektir. 7/24 sosyal medyayı aktif olarak kullanmak gerekir. İyi haber pabucunu giymeden kötü haber dünyayı dolaşır.

Havva Mayış – NEÜ – Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü
                         Yüksek Lisans Öğrencisi

You must be logged in to post a comment Login