Hayal Gücünün Mesleği: Pastacılık

Hayal Gücünün Mesleği: Pastacılık

Pastacılık, gün geçtikçe insan hayatındaki önemini arttırıyor. Değişen ve gelişen bir sektör olan pastacılık ürünleri, hayal gücüyle birleştiğinde sadece tatlı bir yiyecek olmakla kalmayıp aynı zamanda hayranlıkla izlenen bir tasarım sanatı haline geliyor.


21 yıl pastacılık tecrübesi olan  Tekin: Butik pastacılıkta yapılan tasarımları ilk defa gördüğümde çok şaşırmıştım. O zaman anladım ki,  yaptığımız iş sadece para kazanmak için yapılan bir şey değil, aynı zamanda bir nevi sanat icra ediyoruz. Bunu  farkettiğim an bu mesleğe bir kez daha aşık oldum” diyor.

 

AHMET PİŞİRİCİ- NEÜ HABER– KONYA -Dünyada pastacılık Eski Roma dönemine kadar dayanmaktadır. Ekmeğin bulunması ve ekmeği tatlandırma çalışmaları pastayı ortaya çıkarmıştır.

Türkiye’deki pastacılığın tarihi çok eskilere dayanmamaktadır. Türkiye’de pastacılığı 19. yüzyılda Rusya’ya giden Karadenizliler ve Balkanlar’daki göç hareketi yaygınlaştırmıştır.

Osmanlı’nın Balkanlar’da egemen olmasından sonra, başta İstanbul olmak üzere ülkemizin çeşitli illerine  Balkanlar’dan pasta ve fırın ustaları gelmiştir. Göç hareketi ile İstanbul ve Anadolu’nun çeşitli illerine dağılan Yugoslav ve Makedon ustalar yerleştikleri kentlerde özellikle sütlü tatlılar, pasta ve fırıncılıkta önemli gelişmeler yaşanmasına yol açmıştır.

1800’lü yıllarda Osmanlı Devleti’nin Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa isyan ederek Kütahya’ya kadar ilerlemiş, Osmanlı Padişahı denize düşen yılana sarılır diyerek isyanı bastırmak için Rusya’dan yardım istemiştir ve Rusya’nın yardımı ile  isyan bastırılmıştır. Osmanlı-Rus yakınlaşması ile birlikte Rus Çarı Karadeniz’deki iş gücünü gelişmekte olan Çarlık ekonomisine kazandırmak amacıyla ekonomik anlamda Rusya’nın kapılarını Osmanlı tebası olan Doğu Karadeniz halkına açmıştır. Rusya’da farklı iş kollarında  çalışan Doğu Karadenizliler özellikle pastacılık, fırıncılık ve lokantacılık alanında önemli gelişmeler kaydetmiştir.

Rusya’ya gidenlerin çoğu, 1917 Ekim devriminden sonra ülkemize geri dönmüş ve Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde pastacılık, fırıncılık işlerini icra etmeye başlamışlardır. Rusya’ya gurbetçi olarak giden Karadenizlilerin, orada çeşitli iş alanlarında çalışırken aynı zamanda pastacılık mesleğini de öğrenmiş olmaları, bugün Türkiye’de birçok pastane sahibinin Karadenizli ve özellikle Rizeli olmasının en önemli nedenidir.

Pastacılık mesleğine Denizli’de başlayan sonra sırasıyla  Antalya , İstanbul , Isparta’da son 4.5 yıldır da Konya’da çalışmakta olan Abdullah Tekin ile ile pasta ve pastacılık sektörü üzerine hasbihal ettik.

Tekin, bize meslek yaşamı sırasında başından geçen olayları, meslek hayatının zorluklarını ve yaşadığı anıları paylaştı, pastacılık sektörünün sorunlarını anlattı.

Güçlü Hayalleriniz Olmalı

Tekin, “Çevremdeki  ağabeylerim,  pastacılık yapıyorlardı. Ben de onların yanına gelip gittikçe bu işe bir sempati duymaya başladım.. 1996 yılında henüz daha 13 yaşındayken bu sektöre ilk adımımı attım. 16 yaşında kalfa oldum ve çok genç yaşta usta oldum. Askerden geldikten sonra Türkiye’nin çeşitli illerinde bu pastacılık yaptım” şeklinde söze başlıyor.

Sektörde en önemli unsurun hayal gücü olduğuna işaret eden Tekin, pastacılığın sürekli değişim ve gelişim içinde olan bir sektör olduğunu belirterek, “Bu işte de diğer mesleklerdeki gibi çağın gerisinde kalmamak esastır. İşe başladığımdan bu güne pastacılıkta  gerek pasta yapımı ve gerekse pasta imalat teknolojisinde değişim ve gelişme yaşanmıştır”diyor.

Bulaşık Yıkamamak İçin Çıraklara Para  Veriyordum

Tekin, mesleki tecrübelerinden söz ederken sıra, bulaşık yıkama konusuna gelince gülümsüyor.  “Mesleğe başladığımda pek zorlanmadım, işe çok çabuk alıştım fakat sevmediğim bir şey vardı o da bulaşık yıkamak, bulaşık yıkamamak için çıraklara kendi haftalığımdan para verip bulaşık yıkamazdım . Hala bu huyum devam ediyor. Bunun yüzünden iyi maaş aldığım birçok işyerinden ayrılmak zorunda kaldım. Bu sektörde zor olan iş bulmak değil girdiğiniz işyerinde devamlı kalabilmektir” ifadesini kullanıyor.

21 yıl pastacılık tecrübesi olan  Tekin, “Mesleğinizin sizce en çok sevdiğiniz yönü nedir?” şeklindeki sorumuza, “Daha öncede söylediğim gibi bu meslekte olan bizler, her zaman yeniliklere açık olmalıyız, butik pastacılıkta yapılan tasarımları ilk defa gördüğümde çok şaşırmıştım daha önce hiç böyle tasarımlar görmemiştim.  O zaman anladım ki  yaptığım iş sadece para kazanmak için yapılan bir şey değil aynı zamanda bir nevi sanat icra ediyordum” diyor ve ekliyor : “Bunu  farkettiğim an bu mesleğe bir kez daha aşık oldum”.

Tekin, pastacılık mesleğine Denizli’de başladığını, sonra Antalya , İstanbul , Isparta’da çalıştığını ve 4.5 yıldır da Konya’da işe devam etmekte olduğunu anlatıyor. Usta pastacı Tekin’e “Peki bu şehirlerde mesleki açıdan ne gibi farklılıklar var, varsa bunlardan biraz bahsedebilir misiniz?” şeklinde bir soru yöneltiyoruz.  Tekin, bu sorumuzu cevaplandırırken bölgeler arasında müşterilerin pastacılık sektörüne yaklaşım farklılıklarına dikkat çekiyor: “Denizli ve Isparta arasında pek bir fark yoktu iki şehirde de pasta ve pastaneciliğe bakış açısı çok benzerdi, fakat İstanbul ve Antalya’da bilhassa İstanbul’da çok önemli bir farklılık var. Bu şehirlerdeki müşterilerin kafasında pasta deyince oluşan bir algı farkı var,  yapılan işe duyulan bir saygı  var. Birçok müşterim benimle tanışmak için mutfağa gelirdi, birçok insanla tanıştım bu insanlarla hala bir vesileyle arada bir konuşuruz”.

Peki ya Konya..

Tekin, Konya’daki müşterileri ile ilgili olarak şöyle bir değerlendirme yapıyor: “Konya’da insanlar önce fiyatlarımıza bakıyor, bazıları da fiyatı sorduktan sonra pasta yemekten vaz geçer gibi duruyor. Ancak, ilk tadımdan sonra vazgeçemiyorlar.  Konya halkı boğazına düşkün.  4.5 yıldır çalıştığım bütün işyerlerine sadece benim için gelen birçok müşterim var”.

Röportajımız sırasında birkaç müşterinin de görüşlerini alıyoruz. Bunlardan birisi Emine hanım… Emine  Hanım,   “Pastaneye  girdiğimde çıkmak istemiyorum. Birbirinden farklı pasta ve börekleri görünce dayanamıyorum. Önceliğim her zaman hijyen ve tasarım. Daha sonra tat geliyor. Farklı  tasarımlar beni her zaman etkiliyor” şeklinde konuşuyor. Emine Hanım, bir aralık  Tekin Ustaya bu tasarımları nasıl yaptığını soruyor ve aldığı cevapla gülüşüyoruz. Usta, “Meslek sırrı” diyerek ser  veriyor sır vermiyor.

Katkılarından dolayı  İpeksüt Pastanesi’ne teşekkür ederiz.

You must be logged in to post a comment Login